26 Kasım 2023

2006 Hizbullah-İsrail Savaşının Analizi

2006 Hizbullah-İsrail Savaşının Analizi

Kıymetli Dostlarım,

Bugünkü kitap paylaşımımız, 1,5 ayı geçen Gazze savaşı bağlamında, bunun daha önce de bir benzeri olan 12 Temmuz 2006 Hizbullah-İsrail savaşının bir analizi. (Aslında bu savaşı İsrail ve Washington, artan Hizbullah gücünü ve onun taşıdığı İran tehdidini sınırlamak, hatta yok etmek için istiyordu; ama gelişen olaylar ve Hizbullah'ın başarısı bunu engelledi.) Şu anda sürmekte olan İsrail-Hamas savaşı da, ileride yapılacak analizlerde görüleceği gibi, savaşı kazansa bile İsrail'e bir Pirus zaferi kazandırır. Bu savaş İsrail'e küresel ölçekte büyük zarar vermiştir.

İlk defa batı toplumları, gelişen sosyal medyanın da etkisiyle, İsrail'in başta Filistinliler olmak üzere Araplara yaptığı zulmün farkına varmaya başladılar. İlk defa batı toplumlarında Filistin yanlılarının sesi, İsrail'i destekleyenlerden fazla çıkmaya başladı ve ilk defa batı toplumları kendi yönetici elitlerini ve hükümetlerini sorgulamaya başladılar. Daha da önemlisi, savaşın toz dumanı arasında İsrailli yönetici elitin göremediği ve belki de farkına varamadığı, batıda tekrar ortaya çıkmaya başlayan Yahudi aleyhtarlığı, her türlü baskıya rağmen artmaya başlayacak; bu da İsrail için gelecekte büyük bir tehdit olduğu gibi, Avrupa'da yaşamakta olan Yahudiler için de gelecekte sıkıntılar ortaya çıkarabilecektir. Çünkü Avrupa'da aşırı sağ yükselişte.

Siyonizmin İsrail'i getirdiği yerin bir çıkmaz sokak olduğu ortaya çıktı. Batı, 1967 sınırlarına çekilmiş bir İsrail devleti ve bağımsız bir Filistin devletini daha yüksek sesle dillendirirken, bugünkü İsrail'de iktidarda olan Siyonist düşünce açısından bu, her ne kadar açıkça söyleyemeseler de, kabul edilemez. Bunu kabul ettiklerinde kendi kuruluş felsefelerinden vazgeçmek zorunda kalırlar ki, bu da İsrail'deki milli birliği bozar, dağıtır.

Bundan sonra İsrail için her şey çok daha zor olacaktır. Hamas'ı yok etseler bile başka bir Hamas çıkacaktır; onu var eden şartlar (işgalin sürmesi, Mescid-i Aksa ihlalleri, keyfi gözaltılar, öldürmeler, sürgünler vb.) var olduğu müddetçe bir başkası gelir.

İsrail'in, kaçırılan iki askerini bahane ederek saldırdığı Lübnan'da, Hizbullah güçlerinin beklenmeyen direnişi sonrası İsrail, askerlerini kurtaramadığı gibi, onlarca askerinin ölümüne ve ciddi sayıda askeri malzeme kaybına sebep olan bir savaşa girmiş; geri çekildiğinde İsrail'in yenilmezlik efsanesi büyük yara almış, ciddi prestij kaybına uğramış bir devlet görüntüsü çizmişti.

Savaşın son günlerinde bile büyük İsrail kentleri, Hizbullah'ın roket saldırıları altında zor günler geçiriyordu.

İsrail-Hamas çatışması da, Gazze'ye yapılan acımasız bombardımanı bir kenara koyarsak, 2006'ya çok benziyor.

İsrail bu savaşta dünyanın gözü önünde okulları, hastaneleri, BM merkezlerini, masum insanların sığındığı alanları, ibadet yerlerini, sivil halkın kullandığı her türlü altyapıyı ve kolaylık tesislerini bombalayarak, Hamas ile savaş bahanesiyle adeta Filistin halkını bombalamış ve katletmiştir. Bunun dünya halklarının gözünde sadece bugün değil, yarın da bir karşılığı olacaktır. Şimdiye kadar İsrail devletinin kullandığı mağdur ve mazlum İsrail efsanesi çökmüş, yerine gaddar ve soykırımcı bir devlet görüntüsü bırakmıştır. Bunun İsrail devletine ve halkına sadece bugün değil, yarınlarda da bir faturası olacaktır. İsrail'i yönetenler bunun ne kadar farkındadır bilinmez; ama bu fatura zaman içinde ödenecektir.

Kitap, Lübnan'ın çok dilli, çok dinli, çok etnisiteli yapısına dikkat çekerken, bu yapıların ve arkasındaki güçlerin de bir değerlendirmesini yapıyor.

← Tüm özetler