30 Ağustos 2023

Albay Rawlinson'un Anıları

Albay Rawlinson

Albay Rawlinson'un Anıları

Bütün milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlar, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet dilerim.

Bugünün önemine atfen, Büyük Taarruz hazırlıklarının yapıldığı yıllarda (mesela albay Erzurum'da hapiste tutulurken Büyük Taarruz için asker toplanmasını gözlemliyor ve her yerden gönüllüler geliyor, bunlar genç ve güçlü insanlar diye günlüğüne not düşüyor) doğuda bir İngiliz albayın ve etrafında gelişen olayların anlatıldığı kitabı paylaşıyorum.

Bu kitap, 1. Büyük Harp sonrası mütareke döneminde Osmanlı ordularını silahsızlandırma çalışmalarına katılan İngiliz istihbarat subayı Albay Rawlinson'un doğudaki faaliyetlerini anlatıyor. Daha sonra aynı albayın Mustafa Kemal'in emriyle tutuklanıp İngilizlerin İstanbul'da gözaltına alarak Malta'ya sürdüğü; Türk devlet adamı, asker, mebus ve aydınlara (aralarında eski şeyhülislam, sadrazam ve ordu komutanı da vardı) karşılık esarette geçen günlerini ve esaret altındaki faaliyetlerini de okuyacağız.

  1. Büyük Harp sonrası Rusya'da Bolşevik İhtilali çıkıp Rus ordusu dağılarak Doğu Anadolu'dan çekildikten sonra, Kafkaslarda ve Azerbaycan'da oluşan güç boşluğunu doldurmak için (tabii hedef Azeri petrolünün kontrolüydü) İngilizlerin Azerbaycan'da General Dunsterville komutasında gizli bir ordu kurduğunu, Batum'dan Bakü'ye kadar tüm bölgelerde hatırı sayılır güçte birlikler konuşlandırdığını, bunların lojistiğini sağlamak için o zamanlar İran'daki otorite boşluğunu fırsat bilip (Irak zaten İngiliz işgali altındaydı) Basra'dan Hazar kıyılarına kadar tüm bölgedeki önemli geçitleri ve yol kavşaklarını tuttuğunu okuyacaksınız. Dünyanın diğer bölgelerinde yaptığı gibi Türkiye'nin doğusu, Irak ve Batı İran'da hareket serbestisi kazanmak için kabileler üzerine yürüttüğü çalışmaları ibretle okuyacaksınız.

Rawlinson'un ülkesine bağlılığını ve görev şuurunu okuduktan sonra, ülkesine döndüğünde İngiliz bürokrasisi tarafından nasıl hayal kırıklığına uğratıldığı ise ayrı bir ibret konusu!

Londra'da masa başındaki siyasetçilerin Kars'ı yeni kurulan Ermeni devletine verdiklerini duyduğunda, sahada olmanın gerçeğiyle, halkının büyük bir kısmı Türk, Kürt ve Tatar olan bu bölgenin Ermenistan'a verilmesinin yanlış olduğunu, Ermenilerin burada azınlıkta olduğunu, eğer verilirse burayı elde tutmak için çok güçlü garnizonlar bulundurmak gerekeceğini tespit etmesi; bize bir kez daha devletlerin masa başında aldıkları siyasi kararların sahadaki gerçeklerle uyumlu olması gerektiğini hatırlatıyor.

Nitekim kararı duyan bölgedeki Türk ve Kürt aşiretler ayaklanıyor.

Kitabı okurken o dönemde Anadolu'da şehirler arasında basit patikalardan başka yol olmadığını, şehirlerin çok bakımsız olduğunu da satır aralarında anlıyoruz. Doğudaki tren yolu hatlarının ve bakımlı şoselerin Rusların 40 yıllık işgali sırasında yapıldığını öğreniyoruz. Bildiğiniz gibi 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi'nden sonra Batum, Kars, Ardahan ve Sarıkamış savaş tazminatı olarak Ruslara verilmişti. Bolşevikler Brest-Litovsk Anlaşması ile bize 1877'de bıraktığımız yerleri geri teslim etmeyi taahhüt ettiler ama sonra vazgeçtiler; 1921 tarihli Moskova Anlaşması ile Batum Ruslara bırakılmak zorunda kalındı. Ankara'da toplanan 1. Mecliste Batum vekillerinin de bulunduğunu bilir misiniz?

İyi okumalar dilerim.

← Tüm özetler