5 Ekim 2025
Ali Fuad Erden Hatıraları

Kıymetli Dostlarım,
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Enver ve Talat'tan sonraki en güçlü adamı, 4. Ordu Komutanı, bugünkü Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün ve Arabistan'ın o zamanki kudretli hâkimi Cemal Paşa'nın Erkân-ı Harb (Kurmay Başkanı) Ali Fuad Erden'in hatıralarını sizlerle paylaşıyorum.
Bu paylaşımdan bugünkü Ortadoğu ve İngiliz politikaları hakkında kıymetli dersler çıkaracağınızı umuyorum.
Bu paylaşımda;
- Enver-Cemal ilişkisini,
- Mersin ve İskenderun'un bombardımanını,
- Harp içinde Ermeni isyanlarını,
- Ermeni tehcirini,
- Şerif Hüseyin isyanını,
- Kanal Harekâtı'nı,
- O zamanki Osmanlı ordu organizasyonunu öğrenecek,
bu toprakları elde tutmak için ordunun gösterdiği insanüstü fedakârlığı, gayreti, takdir ve minnettarlık hisleri ile anacaksınız.
Cemal Paşa'nın 3 yıl yaptığı 4. Ordu Komutanlığı sırasında Pozantı'dan Gazze'ye kadar harp içinde yaptığı inanılmaz bayındırlık faaliyetlerini, Kanal Harekâtı için Sina çölünde, Tih Sahrası'nda yapılan muazzam altyapı çalışmalarına hayranlık duyarak okuyacaksınız.
İngilizlerin harp içinde "her şey mübah" anlayışı ile Mersin ve İskenderun'u denizden bombardıman edip sivil tesisleri vurduğunu; 3 İngiliz gemisinin Mersin'i 4 saat boyunca bombalayıp yağ fabrikası, un fabrikası ve depoları yıktığını; İskenderun'da sahil köyünü bombalayıp sivil ölümlere neden olduğunu; bunun üzerine Cemal Paşa'nın bir emir yayınlayıp her ölen sivil Türk'e karşılık, harp başladığında Suriye'de kalan sivil İngilizlerden seçilecek olanların, bombardımanın olduğu yerde kurşuna dizilme emrini verdiğini; bunun üzerine İngilizlerin sivil hedeflere bombardımanı durdurduğunu öğreneceksiniz.
Harp sırasında tüm Akdeniz'i kontrol eden ve Muğla kıyılarından Gazze'ye kadar mutlak bir gıda ambargosu uygulayan, özellikle Mersin/Silifke'den Gazze'ye kadar olan 900 km'lik kıyı şeridinde kuş uçurtmayan İngiliz donanmasını; Lübnan'da açlıktan ölümler artınca İspanya Kralı XIII. Alfonso'nun Lübnan Hristiyanlarına hediyesi olarak dağıtılmak üzere 1 gemi buğday göndermek istediğini, ama İngilizlerin "ambargo delinir" iddiası ile buna engel olduğunu; aynı İngilizlerin Arabistan halkını Osmanlı'ya karşı yanına çekmek için Kızıldeniz'den Arabistan'a yapılan hububat ticaretine göz yumduğunu hayretle okuyacaksınız.
Daha ilginci, İngilizlerin Lübnan'ın hububat ihtiyacını karşılayan Dürzîler ile meskûn Havran bölgesinin mahsulünü gizlice altın karşılığı aldırıp sonra da yaktırmak istediğini, ama Dürzîlerin bunu kabul etmediğini ilginç bir ayrıntı olarak öğreneceksiniz.
Özellikle 1915 yılında doğuda çıkan Ermeni isyanları sonucu tehcir kararının alındığını, ama ilginçtir tehcir kapsamına alınmayan Antep, Kilis ve Urfa şehirlerinde de Ermenilerin isyan ettiğini; İngilizlerin İskenderun'a 50.000 asker çıkararak bölge Ermenileri ile birleşip 4. Ordu'nun trenlerle İstanbul üzerinden yapılan cephane ikmalini kesmek için planlar yaptığını, sonra Çanakkale Harbi başlayınca vazgeçtiğini, isyan için kışkırtılan Ermenilerin yalnız bırakıldığını; isyancılar yakalandığında üzerlerinden son model İngiliz silah ve bombalarının çıktığını ibretle öğrenecek, Ermenilerin İngilizler tarafından 5. kol gibi kullanıldığını, Ceyhan'daki demiryolu köprüsü yakınında bir evde 50 kg dinamit bulunduğunu, bunun askerî malzeme sevkiyatını engellemek için yapılan sabotaj hazırlıklarının bir parçası olduğunu anlayacaksınız.
Savaş sırasında Suriye ve Lübnan halkının devlete bağlı kaldığını, asayişin berkemal olduğunu; subaylarının ve özellikle kurmay kadrolarının ağırlıklı olarak Türklerden teşkil edilmesine rağmen, çöl harekâtına katılan ve daha sonra da Filistin'i savunan eratın büyük kısmının Suriyeli ya da Bedevî olduğunu ibretle okuyacak, o zamanki ordunun bir imparatorluk ordusu olduğunu hatırlayacaksınız.
Ermenileri Halep, Şam, Beyrut gibi şehirlerde ikamete tabi tutan Cemal Paşa'nın, bir Ermeni'nin saatini gasp eden bir Halepliyi buldurup suçu işlediği yerde astırdığını da ilginç bir ayrıntı olarak öğreneceksiniz.
Mısır Seferi ya da Kanal Seferi olarak da tarihimizde zikredilen askerî harekât için çölde yapılan hazırlıkları, açılan su kuyularını, yapılan su ve ikmal depolarını, Gazze'ye kadar döşenen demiryolunu, çöle kadar çelik borular ile uzatılan tatlı su hatlarını, çöl kumları üzerinden Süveyş Kanalı'na kadar binbir meşakkatle taşınan Alman ağır obüslerini, erinden generaline tüm Osmanlı ordusunun muazzam fedakârlığını; İngilizlerin Ortadoğu'da altınları ile satın alamadığı tek millet olan Çerkezleri, Senusî gönüllülerinden Bedevîlere, oradan Anadolu'nun her yerinden kopup gelen Anadolu erlerinin her türlü meşakkate göğüs gererek gösterdiği kahramanlığın hikâyesini gözleriniz yaşararak okuyacaksınız.
O zamanki Osmanlı topraklarının Sina çölü kıyısındaki son yerleşim yeri olan, Mısır'a açılan kapısı olan, tarih boyunca Yavuz Selim Han dâhil birçok fatihin Mısır'a geçmek için kullandığı, antik çağlardan beri bilinen Gazze şehrinin İngiliz saldırılarına karşı 1. ve 2. Gazze Muharebelerinde aslanlar gibi savunulduğunu, ama sürekli taze kuvvetler ile beslenen ve ikmali yapılan İngiliz kuvvetlerinin, denizden de savaş gemilerinin desteği ile 3. Gazze Muharebesi'ni kazanıp Gazze'yi düşürdüğünü ve ordumuzun artçı muharebeleri vererek Birüsseba'ya çekildiğini, o günleri gözlerinizde canlandırarak anacaksınız.
Gazze Muharebelerine benim de büyük dedem katılmış ve Birüsseba'ya çekilen birlik içinde bulunmuş; bana çocukluğumda o günleri büyük bir heyecan ile anlatmıştı.
Bütün şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz ruhlarına bir Fatiha gönderelim.
İyi okumalar dilerim,
Mekin Merter Salt
Sanayici,
Mersin
💐🌿



