12 Ekim 2025
Bir Büyükelçinin Otobiyografisi

Kıymetli Dostlarım,
Bu hafta sizlerle bir büyükelçimizin otobiyografisini paylaşmak istiyorum.
Son 30 yıldır Dışişleri mensuplarının, özellikle de büyükelçilerin anılarını yayımlama geleneği hız kesmeden devam ediyor. Bu geleneğe emekli Büyükelçi Volkan Vural da katılmış. Akıcı üslubuyla kaleme aldığı eserde, 40 yıllık diplomasi serüvenini anlatırken bizleri önemli başkentlere ve o dönemlerde görev yapan diplomatların dünyasına götürüyor.
Vural, büyükelçiliğin artık 18. ve 19. yüzyıllardaki biçiminden uzaklaştığını; iletişim teknolojilerindeki inanılmaz gelişmeler, sosyal medyanın yaygınlığı gibi etkenlerin büyükelçilerin konumunu nasıl dönüştürdüğünü örneklerle açıklıyor. "Telefon diplomasisi" ve "arka kapı diplomasisi" gibi kavramların, yeni dünya koşullarında nasıl yer bulduğunu da somut örneklerle aktarıyor.
Diplomasinin değerinin, siyasi otoriteyi etkileme gücü ve karar alma süreçlerindeki ağırlığıyla doğru orantılı olduğunu çarpıcı biçimde ifade ediyor.
Diplomasi kariyeri boyunca tanıştığı veya maiyetinde çalıştığı şu isimlere de objektif bir bakışla yer veriyor:
Korkut Özal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Süleyman Demirel, İhsan Sabri Çağlayangil, Turan Güneş, Hasan Esat Işık, Turgut Özal, Erdal İnönü, İsmail Cem, Rauf Denktaş, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve daha birçok siyasetçi…
Tabii Tansu Çiller'in gafları da kitapta özel bir yer tutuyor.
Bu kitabı okuduğunuzda, Sovyetler'in yıkılışını, İran-Irak Savaşı'nı, "tanker savaşı"nı ve Türk tankerlerinin nasıl korunduğunu, Körfez Harekâtı'nı bir diplomatın gözünden, farklı bir perspektiften izlemiş olacaksınız.
Örneğin, Turgut Özal'ın matematik merakı sayesinde, Irak ile yapılan ikinci petrol boru hattı anlaşmasında ilginç bir olay yaşanmış: Anlaşmanın getirisiyle ilgili hesapları inceleyen Özal, "Sizi kandırmışlar, bu getirisi çok düşük!" diyerek müzakerelerin yeniden başlatılmasını istemiş ve sonuçta Türkiye açısından çok daha kârlı bir anlaşma elde edilmiş.
Ayrıca Özal'ın bir bürokratla konuşurken "iki gözüm" diye hitap etmesi durumunda, o ortamdan neden uzaklaşmak gerektiğini de ilginç bir anekdotla öğreniyorsunuz.
İran-Irak Savaşı'nda, tıpkı İsrail ile yaşanan 12 günlük savaşta olduğu gibi, Irak uçaklarının hiçbir mukavemetle karşılaşmadan günde iki-üç kez Tahran semalarına gelip bombardıman yaptığını şaşkınlıkla okuyacaksınız. Üstelik İsrail uçakları çok yüksek irtifadan bombardıman yaparken, Irak uçakları çok alçaktan uçarmış!
Ayrıca, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, Rus diplomasisinde "Amerikan ekolü" olarak adlandırılan grubun önemli temsilcilerinden biri olduğu da kitapta dikkat çekici bir ayrıntı olarak yer alıyor. (Bu tabir, uzun yıllar ABD'de diplomatik görev yapmış olması nedeniyle kullanılıyormuş.)
İyi hafta sonları, iyi okumalar diliyorum,
Mekin Merter Salt
Sanayici, Mersin
💐🌿




