7 Nisan 2024
Balkan Harbinden Sonra Şarkta Almanya

Kıymetli Dostlarım,
Bu eser Balkan Savaşı'nda uğradığımız haksızlıkları, Rumeli Türkü'nün uğradığı soykırımı ve sürgünü ele alması bakımından, o dönem Avrupası için cesur bir kitaptır. Zira Avrupa kamuoyu yapılan soykırımdan haberdar olmamış; İngiltere ve Fransa'nın büyük gazeteleri bu konuda tam bir sansür uygulamışlardır. Bulgar, Yunan, Sırp ve Karadağ çetelerinin Türk ve Müslüman halka uyguladığı soygun, tecavüz ve soykırım basında hiç yer bulamadığı gibi, olaylar Hristiyanların Türkleri Balkanlardan atma girişimi olarak sunulmuştur. Sadece Pierre Loti ve birkaç Türk dostu vicdanlı gazetenin gönderdiği, hakikati anlatan yazılar bile sansürlenmiş, ancak bazı küçük gazetelerde satır başları ile yer alabilmiştir.
Tarafsız gözlemcilerin deyimi ile Türk ve Müslümanlar ile Yahudilere uygulanan soykırım "Haçlı Cinayetleri" başlığı altında; gazeteciler, konsoloslar, din adamları, askerler ve halkın gözlemlerine dayanarak açıkça ortaya konmuştur. (Yahudilere daha çok toplu kıyım yerine mallarına el koyma ve yerinden etme uygulanmış, ama Türklere aklınıza gelen bütün kötülükler yapılmıştır.) Balkan Harbi esnasında Müslüman ve Türk ahaliye yapılan katliam ve zulümler bütün çıplaklığıyla anlatılmıştır.
Bu zulümlerin ve vahşetin, Ortaçağ'ın en mutaassıp, en karanlık bir devresinde meydana gelen "Otuz Yıl Savaşları"nın zulümlerini bile gölgede bıraktığı dile getirilmiştir.
Eser, o dönemdeki İngiliz yayılmacılığı ve Ortadoğu politikası hakkında da doğru analizler yapıyor. Örneğin Lord Curzon'dan başka, İngiliz politikasının diğer organizatörlerinden biri olan Sir William Willcocks tarafından Mısır ve Mezopotamya'da yapılan çalışmalar örnek gösterilmiştir. Willcocks, "Bağdat hattı İngiltere-Hindistan İmparatorluğunun mu yoksa Alman İmparatorluğunun mu olacak?" sorusunu sormuş; İngiltere'nin Bağdat demiryolu projesini akim bırakmaya muvaffak olamayınca, hattın güzergâhını kendi emel ve menfaatlerine uygun şekilde belirlemek amacı ile Babıâli'ye yönelik teşebbüs ve baskıları ele alınmıştır.
Bu eser 1913 yılında Almanya'da yayınlandıktan sonra, 1915 yılında Osmanlı Türkçesi ile İstanbul Efham Matbaası'nda basılarak yayınlanmıştır. Eserde özellikle "Bir millet yok edilirken" diyerek, 20. yüzyıl başında Balkan Müslümanlarına uygulanan mezalim bir yabancı tarafından dünya kamuoyuna duyurulmuştur.
Ernst Jäckh, yazdığı başka kitaplarda da hep Türkiye'ye yakın durmuş, ülkemizi savunmuştur. Bir yerde Almanya'nın Pierre Loti'sidir. Enver Paşa'nın özel dostluğunu kazanmış; Mustafa Kemal Atatürk ile ziyaret ettiği Çanakkale'de 1915'te tanışmış ve dostluğunu sürdürmüştür.
İngiltere'nin Balkanlar ve Ortadoğu siyasetini de analiz eden eser; İngilizlerin ekonomik kaynaklara kolay erişim, elinde bulundurduğu pazarları muhafaza ve genişletme, Rus yayılmacılığını engelleme ve gelişen, güçlenen iktisadi gücü ile İngiltere'ye dişli bir rakip olan Almanya'yı çevreleme ve yalnızlaştırma planlarını satır aralarında görür. Eser, Almanya'da iktisadın Bismarck'ı olarak kabul edilen Friedrich List'in İngiliz emperyalizminin hedefleri konusundaki kâhince sözlerini de alıntılayarak günümüze ışık tutuyor.
İngilizlerin her krizde güya Türkiye'ye yardım ediyor görüntüsü ile bir şeyler koparmasını da gözler önüne seriyor. 1878 Berlin Konferansı ile Kıbrıs'ı, 1913 Londra Konferansı ile de Kuveyt'i alışını örnek gösteriyor.
Eserde Balkan Savaşları'nda Türk ordusunun eksikliklerini, yaptığı hataları da ortaya koyuyor. Söz gelimi Balkan tren hatlarındaki personelin Hristiyan Rumlardan müteşekkil olduğunu, bunların cepheye gönderilen asker ve levazım katarlarını bilinçli olarak geciktirdiğini, yanlış yönlendirdiğini; Türk ordusunun en büyük zaafının lojistik idaresinin zayıf oluşu ve eğitim seviyesinin düşük oluşu olduğunu; piyadenin kahramanca savaştığını ama topçunun son model Krupp toplarını eğitim eksikliği nedeni ile etkili bir şekilde kullanamadığını açık bir şekilde anlatıyor.
Türk askerinin efendiliğini ve uluslararası kurallara nasıl bağlı hareket ettiğini; ama başta Bulgarlar olmak üzere Yunan, Sırp, Karadağ askerinin eşkıya gibi davrandığını bütün çıplaklığı ile ortaya koyarak, Alman Şansölyesi Bismarck'ın "Türk, Şark'ın yegâne centilmenidir" sözünü de paylaşıyor.
İyi hafta sonları,
İyi okumalar dilerim,
💐🌿




