17 Aralık 2023
General Matti Peled ve Barış Mücadelesi

Kıymetli Dostlarım,
Gazze olaylarının gölgesinde İsrail-Filistin çatışmasını, bu çatışmaya İsrail ve Filistinlilerin bakış açısını, kitaba konu olan meşhur İsrailli General Matti Peled'in hayatını okuyacağız. Kendisi İsrail'in kurucularından biri; 16 yaşında Palmah'a katılarak askeri kariyerine başlamış, İsrail'in bütün savaşlarına katılmış, 1956 Süveyş olayları sırasında Gazze işgal edilince oraya askeri vali olarak atanmış, 1967'de 6 Gün Savaşı'nın mimarlarından olmuş ve bu savaştan sonra bugün yaşananları o zamandan görüp barış yanlısı görüşlerini toplumda seslendiren kişi olmuştur.
Askerlikten istifa ettikten sonra 26 sene daha yaşar ve hayatını barışa adar. Oğlu Miko Peled de onun izinden gider. Hatta kızı Nurit, Netanyahu'nun okul arkadaşıdır; kızı Smadar'ı bir intihar saldırısında kaybetmesine rağmen barış çabalarından vazgeçmez ve telefonla arayan Netanyahu'ya taziye için evimize gelme der.
1967 sınırları dahilinde iki devletli bir çözümü hangi sebeplerle savunduğunu ve kendi çevresinde nasıl yalnızlaştırıldığını okuyacağız.
İsrail'in Hamas'ı bahane ederek yaptığı aşırı bombardıman ve sivil katliamlarını hangi amaçla yaptığını anlayacaksınız. Siyonistlerin özelde Filistinlilere, genelde Araplara nasıl baktığını öğreneceksiniz.
Filistinlilere karşı işlenen suçların yeni olmadığını; 1948'den beri katliam, sürgün, mallarına el koyma, evlerine ve bahçelerine ya el koyma ya da yıkarak tahrip ederek yapılan ağır insan hakkı ihlalleriyle amacın Filistinlileri bıktırarak, Filistin topraklarının tamamını Filistinlilerden arındırarak, bu toprakların tamamını Yahudileştirmek olduğunu öğreneceksiniz.
Kitaptan bazı vaka örnekleri:
İsrailli deniz komando subayı anlatıyor. Gazze kıyılarında devriye gezerken rastgele bir balıkçı teknesini seçip balıkçılara denize atlama talimatı verip tekneyi havaya uçurduklarını, sonra da balıkçılara silah zoruyla birden yüze kadar saymalarını emredip bitince tekrar baştan başlamalarını emrettiklerini, bunu o kadar çok tekrar ettiklerini ve sonunda su üstünde fazla kalamadıkları için balıkçıların tek tek boğulduklarını anlatıyor. Bunu anlatan genç İsrailli subay bu eylemi "Araplara kimin patron olduğunu öğretmek için ibret amaçlı" yaptırıyormuş!
Refah mülteci kampına bir subay, bir bölük asker ve bir dozerle gelir. Herkesi meydana toplar, sonra yaşı 13'ten büyük erkekleri ayırır ve onları topluca kamp dışına götürüp kurşuna dizer. Sonra herkesi tek tek kontrol ederek kafalarına birer kurşun sıkar, sonra da dozerle cesetleri üzerinden sürekli gidip gelerek parçalar; öyle ki maktulleri yakınları ancak giysilerinden tanır.
Bunun gibi öylesine çok vaka var ki: Sebepsiz ev baskınları, arama yaparken insanları başkalarının önünde çırılçıplak soyarak aşağılamaları, cezaevlerindeki ve poliste vahşi sorgulama yöntemleri, her türlü işkence vs.
İsrail yönetimi diyor ki "Hamas terörist ve onu ortadan kaldıracağız." Yukarıda saydığımız olaylar olduğu müddetçe Hamas gider, bir başka örgüt gelir. Siz işgali, sürgünleri, katliamları, gaspı, aşağılamaları ortadan kaldırmadıkça bu çatışmalar hep sürer gider ve İsrail de asla güvende olmaz. Günümüz dünyasında kitle iletişim araçlarının bu kadar geliştiği, herkesin elinde cep telefonu olan bir dünyada katliamları asla gizleyemezsiniz. Yabancı TV yayınlarında İsrailli sözcüler o kadar komik durumlara düşüyorlar ki; dünya artık İsrail'in terörizme karşı savaşmadığını, Filistinlilerin de terörist olmadığını öğrendi.
Eğer İsrail'i yönetenler bu gidişi görmeyip eski tas eski hamam giderlerse gelecek yıllar İsrail için çok daha kötü olacak. Amerika güç kaybediyor ve gücünü toparlayamayacak. Amerika arkasında durmadığında, duramadığında Avrupa zaten İsrail'i desteklemez.
İsrail'i yönetenler hiç unutmamalı: Hitler iktidarının ilk yıllarında Yahudilere karşı baskılar arttığında, yerinden etmeler, yıkımlar, kıyımlar (Kristal Gece, 1938) başladığında ne Avrupa ne de Amerika birkaç cılız kınamanın dışında Almanya'ya karşı hiçbir şey yapmadı; hatta Almanya'dan ayrılan Yahudilerin Amerika'ya göçüne engel oldular. Daha sonra ABD savaşa girince tavırlar değişti.
Almanya'da Yahudiler toplama kamplarına alındığında Amerika o zaman insanlık adına gerçek tepkiyi verseydi Hitler bu kadar ileri gidemezdi, soykırım olmazdı. Zira Hitler ABD'yi kışkırtmamaya çok özen gösteriyor, ABD'nin Avrupa savaşına katılmasından çekiniyordu; ama ABD Pearl Harbor'dan sonra savaşa girince her şey değişti. Yani Yahudiler ABD'nin 2. Dünya Savaşı'ndaki ikircikli politikalarının kurbanı oldular. Eğer ABD 1938 Kristal Gece olaylarından sonra sağlam dursaydı konsantrasyon kampları ve soykırım olmazdı. İsrail'i yönetenler tarihin bu yönünü iyi araştırıp dersler çıkarmalı.
ABD'nin de Avrupa'nın da İsrail'e desteği sonsuza kadar süremeyecek; bunu İsrail'i yönetenler iyi hesaplayıp ona göre politikalar oluşturmalı. Yoksa olacaklar şu: Tarih, İsrail hakkında "Avrupa'dan geldiler, devleti kurdular, onlarca yıl öldüler öldürdüler ve sonra yok olup gittiler" diyecek.
Eğer İsrail o bölgede yaşamak istiyorsa, Filistinlileri de memnun eden acil bir barış yapmak zorunda; yoksa yok oluşa doğru sürüklenecek, çünkü zaman Filistinlilerin lehine işliyor. Ama İsrail'i yöneten "elit" asla iki devletli çözüme yanaşmıyor, Filistinlileri de insan yerine koymuyor ve savaşa devam diyor.
Bu devran böyle gitmez…
İyi okumalar dilerim,




