22 Ekim 2023
Trajik Zafer

Kıymetli Dostlar,
Bu hafta paylaştığım kitabımız; Osmanlı, İngiliz, Fransız ve Rus devlet arşivlerinden ve İngiliz harp ceridelerinden yararlanılarak hazırlanmıştır.
1798 yılında Napoleon Bonapart'ın Mısır'ı işgali ve 1801 El-Ariş Anlaşması ile çekilip gitmesi, arkasından gelen 1802 yılındaki İngiliz müdahalesi sonucu Mısır'da kalan İngilizler, 1803'te Amiens Barışı sonucu Mısır'ı terk etmek zorunda kaldılar. Ama 1806'da, tekrar Fransa'nın Mısır'ı işgalini önleme bahanesiyle İskenderiye'yi işgal ederler. Mısır'da bulunan İngiliz konsolosunun ticari çıkarları için kışkırttığı İngiliz birlikleri iç kesimlere, Reşt ve Halil'e doğru ileri harekata geçince, Mehmet Ali Paşa'nın başıbozuk paralı askerleri olan Arnavutlar ve Osmanlı askerleri tarafından ağır bir yenilgiye uğratılırlar. Baştaki general ve yüksek rütbeli subayların bir kısmı Arnavut keskin nişancıları tarafından öldürülür, bir kısmı da esir alınır. Bu olay, İngiliz ordusunun gördüğü önemli yenilgilerden biridir. İskenderiye'ye çekilen İngilizler, daha sonra İstanbul ile yapılan anlaşma ile 1807'de çekilip giderler; ta ki 1882'de tekrar başlayan 40 yıllık kalıcı işgale kadar.
Bu arada 1806 Türk-Rus Savaşı başladığında, Ruslar ile müttefik olan İngilizler Çanakkale Boğazı'nı kapatırlar ve uygun bir zamanda Marmara Denizi'ne girerler. İngiliz donanmasını karşılamak ve engellemek için alelacele Haliç'te demirli donanmaya personel bulunmaya çalışılır. Acele görevlendirilen personel deniz şartlarına alışık olmadığından deniz tutar; bu işlerde de daha çok yerli Rumlar çalıştığı ve onların da çoğunun Yaş Anlaşması'ndan sonra Rusya'ya göçmeleri sonucu personel tam tamamlanamaz. Çanakkale Boğazı'nı zorlayan İngilizler, fazla bir mukavemetle karşılaşmadan Kınalıada önüne kadar gelip demirlerler. Yapılan karşılıklı müzakereler ve İngilizlerin sürekli taciz edilmesi sonucu, kara askerinden yoksun filo aylar sonra geri çekilir gider.
Öyle bir gider ki, Çanakkale'den çıktıklarında yetişip gelen Rus Akdeniz donanmasının amirali Senyavin'in "birlikte boğazları zorlayıp İstanbul'a gidelim" teklifini bile reddeder. O Rus amirali ki, hemen Çanakkale Boğazı önünde bulunan Limni Adası civarında yapılan Limni Savaşı'nda 754 toplu donanmasına karşılık 1184 toplu Türk donanmasını yeniyor ve bir kalyonumuzu da esir alıyor; 2 kalyon, 2 fırkateyn ve 2 korvetimiz de batıyor. (Aynı tarihte Rus Karadeniz filosu da Anapa ve Sinop'a saldırıyor.) Böylelikle 3. Selim'in kurduğu donanma ağır bir yara alıyor. Sonunda yapılan anlaşma sonucu onlar da gidiyor.
Bu sırada İstanbul'da 3. Selim tahttan indiriliyor, 4. Mustafa tahta çıkıyor. Balkanlarda yeniçeri isyan ediyor. Çanakkale'yi savunmak için gönderilen yeniçeriler "biz buradan daha öte gitmeyiz" diyerek huzursuzluk çıkarıyor. Koca Osmanlı'nın düştüğü duruma bakar mısınız!
Bu kitapta, 1806-1809 yıllarındaki olaylar sırasında devletin nasıl aciz durumda olduğunu, ordunun ve donanmanın ne kadar kötü durumda olduğunu göreceksiniz. Bir taraftan Fransa Osmanlı'yı yanında tutmaya çalışırken, diğer taraftan İngilizler kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlar.
Fransa ile Tilsit Anlaşması'nı yaparak harpten çekilen ve müttefiki İngiltere'yi yalnız bırakan Rusya'ya karşılık, İngilizlerin Osmanlı'ya Ruslar ile savaşa devam etmesi konusunda yaptığı baskıyı ve İstanbul'da bulunan Fransız elçisi Sebastiani ile İngiliz elçisi Sir Arthur'un Osmanlı üzerinde diplomatik nezaket kurallarını da aşan müdahalelerini hayretle okuyacaksınız.
1809'da Çanakkale'de İngilizlerle yapılan Kala-i Sultaniye Anlaşması ile Osmanlı, boğazları her türden askeri gemiye kapatıyor. Bu anlaşma ile İngilizler, Napoleon'un kıta ablukasında bir delik açıyorlar. Tabii ruslar en fazla kaybeden taraf. Fransa ve Rusya ikilisini zor durumda bırakan bu anlaşma sonucu, İstanbul'daki İngiliz ve Fransız sefaretleri arasındaki rekabet öyle bir üst noktaya taşınmış ki, anlaşmadan 3 ay sonra Pera'da sefaret mensupları birbiriyle taşlı sopalı kavgaya tutuşurlar.
Mehmet Ali Paşa, Mısır'a yapılan yabancı müdahalelerini payitahta karşı öyle bir kullanıyor ki, sonunda adım adım Mısır'da kendisi için bağımsızlığa giden yolu açıyor. Mehmet Ali Paşa'nın ayak oyunlarını gören Fransız elçisi, ondan söz ederken "Mehmet Ali gibi makyavelist bir Türk bulmak imkânsız" diye bahseder.
Bu kitapta; ordunun zayıflığında, donanmanın neredeyse yokluğunda, Osmanlı diplomasisinin masadaki becerilerini de öğreneceksiniz. Adeta zor zamanlarda diplomasi dersi veriyor Osmanlı diplomatları.
İyi okumalar dilerim,



