28 Ocak 2024
Mossad ve Mike Harrari

Kıymetli Dostlarım,
Bu kitap özü itibarıyla bir biyografi olsa da, İsrail istihbarat servisini içeriden bir tanığın gözüyle anlatan belgesel bir çalışmadır.
Kitaptaki ana karakter Mike Harrari etrafında, onun tanıklığı çerçevesinde İsrail'in kuruluşundan 1980'lere kadar gelişen olayları kendi bakış açısı ve dünya görüşüyle anlatır. İnanmış bir Siyonist olan Harrari'nin kitabı aynı zamanda bir Mossad güzellemesidir. Tabii ki vatanlarını İngiliz ve İsrailli işgalcilerden korumak için savaşan Filistinliler onun için teröristtir.
Harrari hayatını ve yaşadıklarını anlatırken tanık olduğu, planlama aşamasından icra aşamasına kadar içinde bulunduğu birçok operasyon bilgisini verir. Başarılı olanlarını büyük bir övgüyle yazarken, Mossad'ın en büyük fiyaskolarından biri olan Lillehammer operasyonunu geçiştirir ama olayda rol alıp sonra Norveç hapishanelerine düşen ajanları över, sahip çıkar.
Kitabı paylaşmaktaki amacım, hem geçmişte kalıp açık kaynaklara kısıtlı ölçüde, bölük pörçük düşmüş bilgilere bir katkı sunmak (örneğin Uganda'daki ünlü Entebbe baskınının planlama aşamasını ve icrasını ilk defa en ayrıntılı şekilde bu kitapta okudum; daha önce birçok açık kaynaktan konuyla ilgili yazılar okumuştum), hem de Mossad örneğinde olduğu gibi bir istihbarat servisinin, rakip gördüğü ülkelerin hizmetindeki memurlarını kendi tarafına çekmek veya kullanmak, rakip servis ve ordulara nüfuz etmek için ne tür yollar takip ettiğini, hangi araçları kullandığını okuyucuya göstermektir.
Bu kitabı okurken en fazla dikkatimi çeken iki olaydan birincisi, İsrail'in Fidel Castro'ya ulaşma ve onunla temas kurma konusundaki çabaları ile Castro'nun, Arapların ve Filistin'in yılmaz savunucusu rolüne rağmen bu temasa yeşil ışık yakması ve Harrari ile görüşmesidir.
İkincisi ise Panama'nın lideri Noriega'nın bertaraf edilmesi aşamasında ABD'nin perde arkası çalışmalarının; üçüncü bir göz olarak, hem ABD Dışişleri Bakanlığı, hem CIA, hem de Pentagon'un birbiriyle çelişen faaliyetleriyle nasıl yürütüldüğünü, Noriega'nın nasıl devrildiğini ve Panama'nın nasıl işgal edildiğini anlattığı bölümdür. ABD Dışişleri Bakanlığı, Noriega'nın İspanya'ya gönüllü sürgüne gitmesi karşılığında 250 milyon dolar ödemeyi ve yanına seçtiği 250 kişiyi alabilmesini teklif ediyor. Ama CIA bu teklife rağmen Noriega'ya karşı acımasızca bir psikolojik harp yürütüyor; Noriega'nın en yakın adamını devşirip ona 800.000 dolar rüşvet vererek mahkemede aleyhine tanıklık yaptırıyor, Pentagon ise Panama'ya karşı askeri sefer hazırlıkları yapıyor.
Kitapta ABD'nin daha düne kadar kullandığı, daha sonra da çıkarlarının çatıştığı bir ülke ve liderine karşı kurulan komplonun adım adım nasıl geliştirilip sonuçlandırıldığını öğreniyoruz. Kitabı okuduğunuzda gerek istihbarat servislerinin, gerekse devletlerin perde arkası faaliyetlerinin ne olduğu konusunda bir fikir sahibi oluyorsunuz.
ABD'nin Panama faaliyetlerini okuyunca aklıma 1979 İran Devrimi öncesi ABD'nin, güya Şah'ı tahtında tutmak için verdiği destekler geldi. Hepimiz ABD'nin Şah'ı desteklediğini biliyoruz, değil mi! Geçenlerde El Cezire TV'de izlediğim bir belgeselde, ABD'nin bilinçli olarak alttan alta Humeyni'nin işine yarayan faaliyetlerde bulunduğunu izledim!
İyi okumalar dilerim,



