21 Eylül 2025
Sion Katır Birliği

Kıymetli Dostlarım,
Bu haftaki kitabımız ile Çanakkale Savaşı'nda müttefik kuvvetlerine cephe gerisinde lojistik destek sağlamak üzere kurulan, tamamı Filistin ve Mısır Yahudilerinden oluşan, kendilerini Siyonistler diye adlandıran bir birliğin kuruluş hikâyesini ve savaştaki durumunu, Çanakkale Savaşı'nın müttefik cephesinden görünüşünü, savaşanların psikolojisini, Türkler ve Türk ordusu hakkındaki düşüncelerini öğreneceğiz.
Yahudiler, 1. Dünya Savaşı'nda İngilizlerden yana tavır aldılar ve savaş sırasında Yahudi taburları oluşturarak açıkça, ayrıca Almanya ve Osmanlı'ya karşı istihbarat çalışmaları yaparak gizlice çalıştılar. Yahudiler savaş öncesi ve savaş sırasında da özellikle ABD ve İngiltere'de basın sektöründe güçlü oldukları için, başta Osmanlı olmak üzere İttifak Devletleri aleyhinde kamuoyu oluşturdular. Örneğin Filistin cephesinde "NİLİ" isimli bir casusluk örgütü kurarak İngilizler adına casusluk faaliyetleri yaptılar. (Örgütü kuran "Aaronsohn" ailesinin fertleri ki, bazıları savaş sırasında Osmanlı ordusunda maalesef askere alındı. Bugün onlar adına İsrail'de bir müze var ve aile boyu casusluk yapan Aaronsohn'ların bazı aile fertleri için İsrail hükümeti hatıra pulları bastırdı.) İngilizler için ciddi istihbarat çalışması yaptılar, zaman içerisinde yakalanıp Şam'da asılanlar da oldu ama Osmanlı ordusuna zarar verdiler. Bu konuda Necmettin Alkan'ın Kronik Yayınevi'nde çıkan, araştırmalarını konu alan NİLİ isimli kitabını da ilerleyen haftalarda paylaşacağım. Ayrıca Cemal Paşa'nın kurmay başkanı olan Ali Fuat Erden'in hatıralarında da bu konuda bilgiler var. Bunlar Cemal Paşa'nın karargâhına kadar sızarak bir Türk subayını kadın, alkol ve para tuzağına düşürüp karargâhtan bilgi sızdırmaya başlarlar. Faaliyetleri açığa çıkmış olan subay, yapılan sorgu sırasında her şeyi itiraf eder ve komutanına ne yapması gerektiğini sorar.
Komutanı ise "Şerefli bir subay ne yaparsa onu yapacaksın." der.
Subay odasına gider, ailesine bir veda mektubu yazar ve beylik tabancası ile intihar eder.
Gelelim Çanakkale Savaşları'ndaki etkilerine:
Yahudiler Filistin'de bir devlet kurmak için daha 1800'lerin sonlarından itibaren, bir taraftan bölgeye göçü teşvik ederken, diğer taraftan Avrupa'daki etkili çevrelerde kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlardı. Başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa ve hatta Almanya'da güçlü bir Yahudi sermaye sınıfı teşkil edilmişti.
Nihayetinde devlet kurma düşüncesi olan Siyonistler, 1. Dünya Savaşı'nı da fırsat bilip Yahudi gençlerinin İtilaf Devletleri ordularında savaşa girmesini teşvik ederek, ileride oluşturacakları milis birliklerinin çekirdeğini oluşturacak, savaş tecrübesi olan, askerlik sanatına vakıf gruplar hazırlama derdindeydiler. Savaşın sonuna doğru Sion Katır Birliği'nden askerlerden oluşan muharip birlikler de kuruldu; hatta Mondros Mütarekesi'nden sonra bu birlik güney Filistin'den sorumlu olmak kaydıyla "Refah" bölgesine gönderildi. Tam bir kuzuyu kurda emanet etme işi.
Artık buna İngiliz oyunu mu dersiniz, yoksa Siyonist kurnazlığı mı? Baktığınız yere göre değişir.
Bugün Gazze'de yapılan soykırımın temelleri, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra var olan Yahudi nüfusa ilaveten, ilave göçe göz yumulması ve savaş pratiği olan Siyonist birliklerin Filistin'de tutulmasıyla atılmıştı.
İşte Sion Katır Birliği'nin hikâyesi de böyle başlar. Aslında bu işe öncülük eden Wladimir Jabotinski (kendisi ilginç bir kişiliktir; Odesa doğumlu Rus Yahudisidir. Mesleği gazetecilik olarak geçse de, aynı zamanda şair ve yazardır. İsrail ordusunun ilk nüvesini oluşturan Haganah terör organizasyonunun da kurucusudur; bu oluşum ilk dönemlerde İngiliz kurumlarına karşı da saldırılar yaptı. İlk kurucular, hele de Rusya kökenli olanlar sol ve sosyalist eğilimli olmasına rağmen Jabotinski faşist eğilimlidir. Hatta bugünkü İsrail siyasetinde etkili olan Kadima Partisi onun siyasi takipçisidir.) İngiliz ordusuna Yahudilerden oluşan muharip birlikler kurmayı önerir. Bu önerisi reddedilir, uzun mücadelelerden sonra İrlandalı Yarbay Patterson yönetiminde bir Siyonist katır birliği kurulmasına izin verilir ve Çanakkale çıkarma harekâtının başlamasından bitişine kadar bu birlik, İngiliz ve Fransız askerlerine gemilerle gelen cephane ve levazım malzemelerinin ileri hat siperlere taşınmasında tek başına bu işi üstlenerek destek olur. Yarbay Patterson ise cepheler ve cephe gerisinde gelişen olayları kendine has üslubu ile anlatır. Patterson, Protestan bir İrlandalı olmasına rağmen, Yahudi tarihi ve kültürüne olan merakı ve ilgisi onu tam bir Siyonizm sempatizanı yapar.
Acaba Patterson, sempati duyduğu Siyonistlerin 21. yüzyılın ilk soykırımcıları olacağını bilseydi hâlâ sempatisini korur muydu? Okuyucunun hatıraları okurken bunu göz önünde tutmasında fayda var.
İyi okumalar dilerim,
💐🌿



