21 Haziran 2026
St. Petersburg İzlenimleri

🎧 Özeti Mekin Salt'ın sesinden dinleyin
Kıymetli dostlarım,
İşlerimin yoğunluğu dolayısıyla birkaç aydır kitap paylaşımı yapamıyorum; ama bugün sizlerle, dün döndüğüm St. Petersburg izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.
Firmamızda beraber çalıştığımız iş arkadaşlarımızı, bir değişiklik olsun diye 4 gün boyunca St. Petersburg'da ağırladık. 1703 yılında Büyük Petro'nun (bizim "Deli" dediğimiz ama Rusların "Büyük / Veliki" dediği Petro'nun) temellerini attığı büyülü şehirden bahsediyorum.
Ben, Amerika'nın Rusya uzmanı tarihçilerinden Robert K. Massie'nin, kendisine Pulitzer Ödülü'nü de kazandıran 1000 sayfalık "Büyük Petro" kitabını da okumuş, hatta siz dostlarımla daha önce 2 Ağustos 2020'de paylaşmıştım. Onun dışında da Rus tarihi hakkında birçok kitap okudum; sadece Romanov hanedanı ve Bolşevik devrim tarihini değil, ondan önceki çarlar dönemini de okudum.
Örneğin Ermitaj Müzesi'ni gezmeye gittiğimizde, rehberlerin bu konuda hiçbir şey söylememesine rağmen ben konuyu açtım. Çünkü müze Kışlık Saray'da bulunuyor ve onun önündeki meydanda Rus tarihinin en acı olaylarından biri yaşandı. Ben arkadaşlarımıza meydanı göstererek bu tarihî kırılma anını anlattım: Papaz Gapon önderliğinde binlerce işçinin; 8 saatlik çalışma, asgari ücret, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve demokratik hak taleplerini içeren bir dilekçeyi Çar'a vermek üzere Kışlık Saray'a yürüyüşünün nasıl provoke edilip, saraydan açılan ateşle 1000'e yakın kişinin öldürüldüğünü ve bunun Rus Devrimi'ne giden kilometre taşlarını ördüğünü anlattım.
Rehberlerim çarlık yanlısı olduğu için beni sadece sessiz bir itirazla dinlediler. İlerleyen saatlerde başka yerlerde de onların yanlış ifade ettiği tarihî olayları düzelttim. Yaptığım itirazlar hoşlarına gitmese de, benim Rus tarihi hakkındaki bilgim onları şaşırttı ve üniversite eğitimimi tarih üzerine yapıp yapmadığımı sordular. (Birisi Türkoloji, diğeri de Türk Tarihi bölümü mezunuydu.) Ben de mühendis olduğumu, ikinci üniversite diplomamı iktisat alanında aldığımı, şimdilerde üçüncü üniversitemde tarih okuduğumu, ama ortaokul yıllarından beri tarih okumaları yaptığımı; sadece Rus tarihi değil, Avrupa ve Çin tarihi konusunda da iyi okumalar yaptığımı söyledim. Şaşırdılar; "İlk defa bir Türk turisti Rus tarihi konusunda böyle ilgili gördük" dediler.
Müzeyi gezerken, Millî Eğitim Bakanımızın da bizden bir gün önce gelip açılışını yaptığı, müzenin yoğun ziyaret edilen bir bölümüne açılan "Gelin Hazineleri" isimli sergiyi de gezdik. Rusya'nın geçmişine tarihsel bir yolculuk yaptık; Rusya'nın savaşları, eski çarlar, soylular… Bizimkisi bir geçmiş seyahatiydi.
Müzede çok sevdiğim Ayvazovski tablolarını aradım, ama sadece iki tane vardı. İvan Ayvazovski, Ermeni asıllı bir Rus ressamıdır. Rus Güzel Sanatlar Akademisi'ni yüksek başarı ile bitirdiği için Paris'e de gönderilmiş; daha sonra özellikle 1836'da Rus donanmasının Baltık Denizi manevralarını çok iyi resmettiği için donanmanın resmî ressamı olmuştur. Hayatı boyunca hep gemi ve deniz temalı resimler yapmıştır. Benim çalışma ofisimde 3 adet reprodüksiyon tablosu vardır. İstanbul'a, hem Abdülaziz hem de 2. Abdülhamit döneminde 8 kez gelmiş, sergiler açmış, iki padişahtan da övgüler ve nişanlar almış, İstanbul'da da çok güzel resimler yapmıştır. Deniz ve gemi temasından dolayı benim de çok sevdiğim favori ressamımdır.
Müzede Rembrandt'ın güzel bir tablosunu gördüm. Hollanda altın çağının en önemli ressamlarındandır; "ışığın ve gölgelerin efendisi" diye anılır, gerçekten de bu iki etkiyi tablolarında çok güzel kullanırdı.
Müze, çarlar dönemi Rus kültürü ve yaşamını anlatıyordu; halka ait bir şey yoktu. Çarların ve soyluların kullandığı eşyalar, Çar'ın kabul salonu, elçilerin bekleme odası ve daha pek çok şeyi gördük. Tabii müze çok büyük olduğu için biz 4 saatte ne görebildiysek o; yoksa bu müze bir hafta gezilse ancak biter.
St. Petersburg güzel bir şehir. Yapılar hep 4-5 katlı; şehir bataklık arazinin üzerine inşa edilmiş. Şehir imar edilirken o dönem Avrupa'da, özellikle de İtalya'da baskın olan mimari ve moda şehre yön vermiş, gezerken bunu hissediyorsunuz. Şehir temiz, trafik düzenli, şehir planı güzel yapılmış; şehirde birçok kanal, dolayısıyla birçok köprü var.
Fakat şimdilerde tarihî binaların ve köprülerin bakımları ihmal ediliyor. Sorduğumda, savaştan dolayı kaynak aktarılamadığı söyleniyor maalesef. İnsanlar eğitimli ve nazik; daha önce de söylediğim gibi şehir temiz ve düzenli ama bakımsız. Avrupa'nın ve ABD'nin ambargosu hissediliyor, turist yok denecek kadar az. Pasaport kontrolünde, Avrupa'da gördüğümüz o üstten bakışı görmedik.
Velhasıl, güzel anılarla ayrıldığımız bu güzel şehri görmenizi tavsiye ederim.
İyi okumalar dilerim.
Görseller: Wikimedia Commons — Kışlık Saray ve Saray Meydanı fotoğrafı (CC BY 4.0); İvan Ayvazovski, "Dokuzuncu Dalga" (kamu malı); Kan Üzerine Kurtarıcı Kilisesi fotoğrafı (CC BY-SA 4.0).
