19 Ekim 2025

Talat Paşa'nın Anıları

Mehmet Talat (Talat Paşa)

Talat Paşa'nın Anıları

Kıymetli Dostlarım,

Bu hafta sizlerle İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin üç güçlü adamından biri olan, 1874 Edirne doğumlu, hayata Edirne Posta ve Telgraf Müdürlüğü'nde katip olarak başlayan Mehmet Talat'ın, kısaca "Talat Paşa'nın" anılarını paylaşacağım.

Talat Bey postanede katip iken Fransızcasını ilerletmek için bir yıl Alliance Israilite Okulu'nda Türkçe öğretmenliği yapar. Abdülhamit'e karşı muhalefetinden dolayı yargılanır ve üç yıl kalebentliğe mahkum edilir, ama iki yıl sonra affedilir. Bu sefer de 1898 yılında Selanik-Manastır arasında gezici posta memurluğuna atanır. Daha sonraları da 1903 yılında Selanik Posta ve Telgraf Müdürlüğü başkatipliğine getirilir. Bu arada da Selanik Hukuk Mektebi'ne yazılır ve iki yıl devam eder.

Talat Bey önceleri İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde değildir; onunla 1906'dan sonra birleşecek olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin kurucuları arasındadır. Bu arada bir Mason locasına da girer.

İttihat ve Terakki Cemiyeti'ndeki faaliyetleri sırasında "Abdülhamit aleyhtarı faaliyette bulunduğu" gerekçesiyle Anadolu'ya sürgün edilmesine karar verilir, ama bu sefer de şans yüzüne güler ve Hüseyin Hilmi Paşa'nın araya girmesiyle bu cezadan kurtulur. Daha sonraları bu paşa ile aynı kabinede görev yapacaktır.

Ardından hızla merdivenleri tırmanır. 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra Edirne mebusu olarak Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na katılır. Meclis'te Birinci Reis Vekilliği'ne getirilir. Artık İttihat ve Terakki'nin önde gelen kişilerinden biridir.

Cemiyet ve fırkanın lideri olarak seçkinleşir; 1909'da Hüseyin Hilmi Paşa'nın kurduğu ikinci kabinede Dahiliye Nazırlığı'na (İçişleri Bakanlığı) getirilir.

1913 Mahmut Şevket Paşa suikastından sonra sadrazamlığa İttihatçıların adayı Said Halim Paşa getirilince artık İttihat ve Terakki'nin tam iktidar dönemi başlar. Talat Bey kabinede Dahiliye Nazırı olarak görev alırken, Harbiye Nazırlığı'na da vezirlik verilerek "Paşa" rütbesine yükseltilen Enver Bey getirilir.

Said Halim Paşa ile İttihat ve Terakki arasında baş gösteren görüş ayrılıkları sonrası sadrazamın istifası ve 1917'de Talat Bey'in bu göreve getirilmesiyle, Çandarlı'dan beri süregelen bir gelenek bozulmuş oluyor ve ilk defa padişahın desteğiyle değil, halk arasında tabanı olan bir örgütün desteğiyle iktidara gelen ilk sadrazam oluyordu.

Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalanmasından sonra, öteden beri İttihatçıları sevmeyen Padişah Vahideddin'in kabineyi değiştirmek istediğini haber alınca istifa eder.

1 Kasım 1918'de İttihat ve Terakki'nin son kongresini toplayarak "Teceddüd Fırkası" adını alan bu partiye tüm mal varlığını aktarır. Aynı gece Talat, Enver ve Cemal Paşalar ile İttihatçıların ileri gelenlerinden Beyrut Valisi Azmi, eski polis müdürü Bedri, Doktor Nazım, Doktor Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi Beyler bir Alman denizaltısına binerek Türkiye'den ayrıldılar. Talat Paşa, Sadrazam İzzet Paşa'ya bir de mektup bıraktı.

Alman gemisiyle Odesa Limanı'na çıkan yolcular trenle Berlin'e geçtiler. Daha sonraları Enver Paşa, bilindiği gibi Moskova'ya, oradan da Türkistan'a geçti.

Avrupa'da kalan İttihat ve Terakki'nin ileri gelenlerinden Said Halim, Talat ve Tiflis'te bulunan Cemal Paşa'lar ile Bahaeddin Şakir ve Azmi Bey, "Ermeni teröristlerce" vurularak öldürüldüler.

Talat Paşa Almanya'da iken Mustafa Kemal Paşa ile mektuplaşıyor, ondan gelecek izinle Anadolu'ya geçmeyi umuyordu.

Kitapta özellikle 1. Cihan Harbi'ne nasıl girdiğimiz, savaşın gidişatı, savaşan bir ülkedeki yokluklar, yolsuzluklar ve toplumun genel durumu da ayrıntılı bir şekilde anlatılır.

Ermeni olayları ve hem Taşnak hem de Hınçak grubuna bağlı Ermenilerin cephe gerisindeki faaliyetleri, Türk Ordusu'nu nasıl arkadan vurduğu da kronolojik bir sırada anlatılır.

Mondros Mütarekesi'nden sonra da doğuda bir Ermenistan kurmak için Ermeni çetecilerinin özellikle Erzincan ve Erzurum'da yaptığı katliamlar, bütün çıplaklığıyla ve Rus ordu mensubu subayların tanıklığıyla anlatılır.

Özellikle Erzurum'daki katliamları okuduğunuzda, bugün Gazze'de yapılanlar ile o gün Erzurum'da yapılanlar arasında bir fark olmadığını, sadece zevk için, kan dökmek için insanların nasıl öldürüldüğünü ibretle öğreneceksiniz.

Kitabın esas ilginç kısmı ise, Talat Paşa Almanya'da iken İngiliz İstihbarat Servisi'nin Aubrey Herbert isimli, daha önce gazeteci kisvesiyle İstanbul'da görev yapmış ama herkesçe istihbaratçı olduğu bilinen bir kişiyi Talat Paşa'ya gönderip, geçmiş olaylar ve paşanın gelecek ile ilgili düşüncelerini öğrenmek istemesidir.

İyi okumalar dilerim,

💐🌿

← Tüm özetler