17 Eylül 2023
İstanbul'un Doğusunda Bitmeyen Oyun

Kıymetli Dostlarım,
Bu kitap İngiliz milli arşivlerinden ve 1. Büyük Harp'te İngiliz istihbarat servisinde görev yapan subayların tuttuğu günlüklerden, ya da sonraki anlatılarından faydalanılarak hazırlanmıştır.
Bu sebeple bazı istisnai ifadeleri bir kenara bırakırsak, 1. Büyük Savaş'ı ve sonrasında gelişen olayları, özellikle Kafkaslar ve Azerbaycan olaylarını, İran'ın işgalini İngilizlerin bakış açısı ile anlatır.
Kitap bir belgeseldir ama akıcı bir üslup ile ve romansı bir tat ile yazılmış; okuyucuyu sıkmadığı gibi sürükleyici bir yapısı da var.
Örneğin 1. Dünya Savaşı'nın çıkmasındaki en büyük günahı Almanya'ya ve onun başındaki imparator Wilhelm'e yüklüyor. Hâlbuki olayların gelişimine baktığımızda Almanya savaşa adeta zorlanmıştır.
Bu arada 1907 yılında Reval'de İngiliz kralı ile Rus çarının aralarında anlaşarak rekabetlerine son vermeleri; "Big Game" denilen istihbarat servisleri arasındaki rekabeti durdurarak, ağırlıklı olarak Osmanlı toprakları olmak üzere Ortadoğu'yu kendi aralarında paylaşmaları (ki bu paylaşımda İstanbul ve Boğazlar Ruslara bırakılmıştır) da kitapta yer alıyor.
Kitap 1. Dünya Savaşı cephelerinden kesitler sunduğu gibi (Filistin, Irak vb.), bizim Sarıkamış faciamızı da ayrıntılı bir şekilde anlatır.
Kitapta Almanların esas hedefi olan Hindistan'ı İngilizlerden koparmak misyonu için İran ve Afganistan ile de ittifak çabalarını ve bu alandaki Alman ve İngiliz istihbarat servislerinin müthiş mücadelesini anlatıyor.
İran şahının Alman yatırımlarını çekmek uğruna, Wilhelm'in önerdiği Alman göçmenleri de kabule hazır olduğunu hayretle öğreniyoruz. Oysa aynı teklifi imparator Enver Paşa'ya da yapmıştı, o da kabul etmemişti (İstanbul-Bağdat-Basra tren yolu hattının 20 km sağı ve solunda ekonomik imtiyaz tanınan bölgelere Alman göçmenlerin yerleştirilmesi isteği).
İran'da İngilizlerin "Alman Lawrens'i" adını taktıkları Wasmus'un daha 1900'lerin başından itibaren tüccar, gezgin vs. sıfatlarla bölgede bulunduğunu, Farsçanın bütün lehçelerini konuşabildiğini, bölge kabileleri ile güvene dayalı çok sağlam ilişkiler kurduğunu ve faaliyetleri ile İngilizlerin başını çok ağrıttığını öğreniyoruz.
1918 Azerbaycan olaylarını, Bakü'de Müslümanların katledilişini İngiliz tanıklığı ile bir kez daha hatırlıyoruz.
Bolşevik devrim tarihinde çok geçen 26 siyasi komiserin katledilişi olayını ve buradaki İngiliz parmağını öğreniyoruz (26 komiser olayı Bolşevik destanlarından biri oldu; olayın sorumlusu olarak Lenin, Troçki ve Stalin hep İngiliz istihbarat subaylarını suçladılar).
Almanların Afganistan emirini Cihad-ı Ekber'e katılmaya ikna etmek için yola çıkardığı heyeti; heyetteki Alman istihbarat subaylarının zorluklar karşısındaki muazzam dirayetini, görev aşkı ve inadını; onları engellemeye çalışan İngiliz istihbarat görevlilerinin verdiği kararlı ve sistematik mücadeleyi çok güzel anlatmış.
İyi okumalar ve iyi bir hafta sonu dilerim.



