24 Mart 2024

Yavuz ve Midilli (Goben ve Breslau)

Karl Dönitz ve Kraus

Yavuz ve Midilli (Goben ve Breslau)

Kıymetli Dostlarım,

Bu kitap, 2. Dünya Savaşı'nın U-Boot filolarının ünlü amirali Karl Dönitz tarafından yazılmıştır. Kendisi 1. Dünya Savaşı'nda Midilli gemisinde teğmendir; savaş bittiğinde yarbay rütbesindedir ve aynı rütbedeki yarbay Kraus ile birlikte bu eseri kaleme almıştır. Ayrıca kendisi 2. Dünya Savaşı'nın önemli şahsiyetlerinden biridir. Büyük Amiral Raeder, Hitler ile tartışıp istifa edince Hitler ona o ünlü mektubunu yazdı: "Gitme, sana ihtiyacım var." Ama amiral, "Siz beni astlarımın önünde küçük düşürdünüz, kararımda katiyim." diye cevap verince, Hitler "O zaman senin yerine kimi atayayım, bana iki isim ver." dedi. Dönitz, verdiği iki isimden biridir. Daha sonra Hitler intihar ettiğinde, vasiyeti gereği devletin başına getirilen kişi de odur.

Amiralin kişisel hatıralarını içeren bir kitabını yıllar önce sahaflardan edinmiştim, ama sonra kayboldu; kaybettiğime en çok üzüldüğüm kitaplarımdan biridir.

Eser, olayları Almanların gözüyle analiz ederek anlatıyor. Canla başla Türk donanmasını ayağa kaldırmak için büyük bir mücadele veren Alman subaylar, aslında kendi vatanlarının geleceği için bu fedakârlıkları yapmışlardır. Kitap çok güzel bir anlatıma sahip, çok güzel detaylar veriyor. Bir hattıharp gemisindeki günlük hayattan, savaş koşullarındaki yaşamdan, savaş zamanı İstanbul'undan, boğazların ve şehrin insanın başını döndüren manzarasından övgüyle söz ediyor.

Kitabı okurken, adeta 1. Dünya Savaşı'nda kendinizi bir hattıharp gemisinde, kaptan köşkünde, deniz muharebeleri sırasında verilen o müthiş mücadelenin içinde hissediyorsunuz.

Bu kitabımızda Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa girmesinde de büyük etkisi olan Yavuz ve Midilli (Goben ve Breslau) gemilerinin Akdeniz'deki büyük bir macera sonucu kaçarak Osmanlı'ya sığınmasını; Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı'na girmesine sebep olan Karadeniz baskınını; ve gemilerin 1. Dünya Savaşı süresince Karadeniz'de Ruslara karşı yaptıkları deniz harekâtlarını ilgiyle okuyacaksınız.

Baskını sadece bu iki gemi değil, Osmanlı donanmasının tüm yüzer unsurları yapmıştır. Hamidiye kruvazörü Feodosya limanını, Midilli ve Berk-i Satvet muhribi Novorossisk limanını, Yavuz ve torpidobotlarımız önce Sivastopol sonra da Odesa limanları baskınına katılmışlar; bu sırada herhangi bir Rus karşı harekâtına karşı Barbaros ve Turgut Reis zırhlıları boğaz önlerinde tertibat almışlardır. Ruslar buna mukabil 5 savaş gemisi ile Zonguldak'ı, ardından 19 savaş gemisi ile Trabzon'u bombalarlar. Lahey Anlaşması'na göre içinde asker, askerî malzeme ve tahkimat olmayan şehirlerin yerleşim yerlerinin bombalanmaması lazım, ama Ruslar bunu yaptı; üstelik Trabzon'u bombalarken Ermeni ve özellikle Rumların oturduğu mahalleler değil, sadece Müslüman mahalleler bombalanmıştır.

Özellikle Midilli'nin İstanbul'dan doğu cephesine gönderilen, asker ve cephane dolu nakliyat gemilerine eşlik etmesini, Midilli'nin tek başına, yalnız bir kurt gibi Rus donanmasına verdiği baskınları ve sonrasındaki heyecan dolu kaçışını ilgiyle okuyacaksınız. Zira Midilli hafif muharebe kruvazörü, suları optimum şekilde yarabilen narin tasarımı ve 36.000 beygirlik buhar türbinlerinin verdiği 29 millik sürati ile 25 mili geçemeyen Rus gemileri karşısında Karadeniz'in en süratli gemisiydi. Adeta yalnız bir kurt gibi Rus donanmasına baskınlar yapıp sonra da kaçabiliyordu.

İki geminin birlikte Çanakkale Boğazı'ndan Ege'ye geçip İngiliz donanmasına karşı bir deniz harekâtına yeltenmeleri sonucu, Çanakkale Boğazı ağzındaki mayın tarlalarına düşerek Midilli'nin 7 mayın infilakı ile batmasının, Yavuz'un da 3 mayın infilakı ile ağır yara alarak gerisin geri tekrar boğazlardan içeri dönmesinin hazin hikâyesini okuyacağız. Midilli'nin batışı sırasında İngiliz Lizard ve Tigress muhripleri denizden 162 kişiyi kurtarırlar. Bunu yaparken, sıcaklığı 10 dereceyi geçmeyen soğuk sularda ağır davrandıkları için (İngiliz deniz kuvvetleri bu tür davranışlarından dolayı hep eleştirilmiştir; bu kurtarma operasyonlarında ağırdan alma suçlaması 2. Dünya Savaşı kurtarma operasyonlarında da hep şikâyet konusu olmuştur) birçok personel de kaybedilir. Geminin Alman 1. ve 2. kaptanları ile onları terk etmeyen topçu binbaşı Üsküdarlı Ahmet Hüsamettin Bey ve makine binbaşı Balatlı Mehmet Nuri Beyler, diğer 38 denizcimizle birlikte gemilerini terk etmeyerek Ege'nin soğuk sularında şehit olurlar.

Yavuz ise ağır yaralı olarak boğazlardan içeri girer, bir yanlış manevra ile karaya oturur. 20-26 Ocak arasında her gün İngiliz uçaklarının saldırısına uğramasına rağmen, Türk ve Alman personelin insanüstü çabası ve yardıma gelen Turgut Reis zırhlısı ile kurtarılıp İstanbul'a götürülür. Türkiye'de Yavuz'u alacak havuz olmadığı için, Rusya çöktükten sonra işgal edilen Sivastopol'a götürüldü; burada 7 Haziran 1918'de havuza alınıp tamir edildi ve 12 Temmuz'da Beykoz'a getirilip demirletildi. Ancak 1929'da Gölcük'te büyük bir havuz yapıldıktan sonra oraya götürülüp tam tamiratı yapıldı ve 7 Haziran 1973'e kadar donanmanın hizmetinde kaldı. Gemi daha sonra MKE tarafından söküldü.

Keşke şanlı Yavuz hiç sökülmeseydi, Haliç'e çekilip müze gemi olarak bugünlere kadar taşınabilseydi, ne iyi olurdu. Benzerlerini Amerika, İngiltere, Fransa ve İsveç'te gördüğüm gemi müzelerini gezerken hep içim sızlar; keşke bir devre damgasını vurmuş bu şanlı gemi günümüze kadar korunabilseydi. Bir gün belki devletimiz, Ege'nin soğuk sularında yatmakta olan, Osmanlı'nın denizlerdeki son akıncısı Midilli'yi çıkarıp yüzdürür ve gelecek nesillerin de görmesini sağlar.

Osmanlı 1. Dünya Savaşı'na gitmeden önce bahriyeye, başlarında bir İngiliz amiralinin olduğu, İngiliz danışman subaylardan oluşan bir heyet eğitim veriyordu. Osmanlı savaşa girince bu heyet Türkiye'den ayrıldı. Yavuz ve Midilli satın alınınca, buradaki Alman subay ve astsubaylarının bir kısmı da diğer donanma gemilerine dağıtıldı. Donanmayı savaşa hazırlamak adına o zaman Alman subaylar bizim subaylara; İngilizlerin Irak'a, Fransızların Suriye ve Lübnan'a göz koyduğunu, Rusların da İstanbul'u ele geçirmek istediğini söylüyorlarmış. 1917'de Bolşevik İhtilali başlayıp Ruslar Almanya ile Brest-Litovsk Anlaşması'nı yapıp savaştan çekilince ortaya çıkan bu tablo, aslında 1908 yılında İngiliz Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikolay arasında Estonya'nın Reval şehrinde yapılan anlaşma ile şekillenmişti. Yani daha 1. Cihan Harbi'nden 6 yıl önce iki emperyal devlet, Osmanlı'yı kendi aralarında bölüşmüştü.

Dönitz'in Türk halkı, Karadenizliler, İstanbul ve Boğaz ile Karadeniz'in güzellikleri hakkındaki sitayişkâr sözleri de kitaba ayrı bir güzellik katıyor.

İyi hafta sonları, iyi okumalar dilerim.

💐🌿

← Tüm özetler