12 Temmuz 2026

Zeytindağı

Falih Rıfkı Atay

🎧 Özeti Mekin Salt'ın sesinden dinleyin

Kıymetli Dostlarım,

Bu hafta I. Dünya Harbi'nde Cemal Paşa'nın karargâhında, en yakınında görev yapanlardan biri olan Falih Rıfkı Atay'ın, yazıldığı dönemde çokça övgü alan o meşhur kitabı "Zeytindağı"nı paylaşacağım.

Zeytindağı bildiğiniz gibi Kudüs'ün sırtını yasladığı ve özellikle de Yahudilerce kutsal sayılan bir yer. Öyle ki her Siyonist öldüğünde buradaki Yahudi mezarlığına gömülmek ister.

Cemal Paşa'nın karargâhı da bu dağın üstünde bulunan Alman misafirhane binasında idi; her yere hâkim bir tepede.

Falih Rıfkı, Osmanlı'nın son dönemlerini ve Cumhuriyet'in ilk dönemlerini yaşayan, çeşitli Avrupai kültür cereyanlarından etkilenen, yenilgiler sonrası Anadolu'ya sıkışan imparatorluk bakiyesinin bir ferdi.

Yeni kurulan Cumhuriyet'te Atatürk'ün yanında yer alır; Çankaya sofrasında her akşam toplanan mutad zevatın üyesidir. Bundan dolayı 1950 Demokrat Parti zaferine kadar 28 yıl vekillik yapar. 1960 ve sonrası CHP'deki gelişmeler, Bülent Ecevit'in başını çektiği ve İsmet İnönü'nün kerhen desteklemek zorunda kaldığı "Ortanın Solu" görüşüne karşı durarak 1962'de İsmet İnönü'ye bir telgraf çekerek istifa eder.

Ortanın Solu düşüncesini Atatürk'e ihanet olarak görür. Bu düşünceler ile 1971'de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının faaliyetlerini çok sert bir şekilde eleştirir ve vatana ihanet noktasında görür.

Osmanlı döneminin Tanin gazetesi yazarı, kendini garpçı olarak ifade eden Falih Rıfkı'nın serencamı böyledir işte.

Kitaptaki bir anlatısında:

Biz eğer Vardar'ı, Trablus'u, Girit'i ve Medine'yi bırakırsak, Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk. Çocuklarımızın Avrupa'sı Marmara ve Meriç'te bitiyor.

diye üzüntüsünü ifade eder.

O dönemin garpçısı da, şarkçısı da kısa bir sürede (1911-1923) koca imparatorluğun çöküşünü görüp kadim vatan Anadolu'ya sığınmak mecburiyetinde kalmanın büyük travmasını yaşıyordu.

Falih Rıfkı da İttihat ve Terakki hakkında konuşurken:

İttihat ve Terakki'yi sorumsuz adamlar soysuzlaştırmışlardır. Halbuki devlet kuvvetlerinin yerini hangi şahsi kuvvet tutabilirdi? En azılı katili, eli titrek bir hâkim mahkûm eder ve bir çingene asar. Devlet, kanun ve otorite hüküm sürdüğü zaman, Çakırcalı ipe takılmış bir cesetten başka bir şey değildir.

diyerek güçlü devlet tarifini yapar.

Kitabı okuduğunuzda;

  • Savaş boyunca Dürzilerin neden isyan etmediğini,
  • Suriye'de niçin bir Arap isyanı olmadığını,
  • Maruni halkı üzerindeki rahiplerin nasıl nüfuz sahibi olduğunu,
  • Savaş boyunca Beyrut ve Kudüs'teki hayatı,
  • Filistin Cephesi'ndeki çatışmaları,
  • Kanal Harekâtı'nı,
  • Savaş sırasında Cemal Paşa'nın Suriye ve Lübnan'da yaptığı imar faaliyetlerini,
  • Beyrut'un ana caddesinin o zaman açılmasını, kız mektebi açılmasını, bugün bile kullanılan yollar yapılmasını,
  • Gazze muharebelerini,
  • (Benim dedemin ağabeyi de Gazze'de savaşıp, daha sonra ordunun çekildiği Birüssebi'de esir düşmüştü; ondan da çocukken dinlemiştim Gazze muharebelerini.)
  • Gazze'de ilk tünellerin İngilizlere karşı Türk Ordusu tarafından yapıldığını, hatta bunu söylerken "Herkül'ün 12 imtihanını verdiler" övgüsünü,
  • Kanal Harekâtı öncesi ve sonrası Türk Ordusu özel unsurları ile beraber Bedevi gönüllülerin fedakârlıkları ve kahramanlıklarını,
  • Kanal Harekâtı'nın Avrupa, özellikle Atina basınındaki yankılarını,
  • Bedevi sosyal yaşamını, evlilik âdetlerini, geleneklerini,
  • Anadolu'dan tehcir edilen Ermenilerin Suriye ve Lübnan'da ikametinin nasıl sağlandığını

öğreneceksiniz.

İyi okumalar dilerim.

← Tüm özetler